Adalet Bakanı Akın Gürlek, 111’inci Dönem Kaymakamlık Kursu kapsamında kaymakam adaylarıyla bir araya gelerek kamu yönetiminde adalet, güven ve kurumlar arası iş birliğinin önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gürlek, mülkiye ile adliyenin devletin iki eli olduğunu belirterek, merkezde oluşturulan iş birliğinin taşrada da aynı uyumla sürdürülmesi gerektiğini söyledi.
İçişleri Bakanlığı Eğitim Daire Başkanlığı’nda gerçekleştirilen programda kaymakam adaylarına hitap eden Bakan Gürlek, Adalet Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı’nın özellikle organize suç, uyuşturucuyla mücadele, çocuk adalet sistemi, kadına yönelik şiddet ve siber suçlarla mücadele alanlarında ortak çalışmalar yürüttüğünü ifade etti.
Gürlek, merkezi düzeyde oluşturulan iş birliğinin taşradaki karşılığının kaymakamlar olduğunu vurgulayarak, Ankara’da imzalanan protokollerin ilçelerde de etkin biçimde uygulanmasının önem taşıdığını belirtti.
“Mülkiye ve adliye devletin iki eli”
Mülkiye ve adliye kurumlarının devlet yönetiminde birbirini tamamlayan iki temel unsur olduğunu dile getiren Gürlek, bu iki yapının yüzyıllardır yan yana yürüdüğünü söyledi.
Gürlek, “Biri düzeni kurar, diğeri hakkı teslim eder. Biri toplumu yönetir, diğeri toplumda adalet unsurlarını gözetir. Biri ne yapılmalı diye sorar, diğeri ne olmuş diye” ifadelerini kullandı.
Adalet ile idarenin birbirinin rakibi veya denetçisi olmadığını belirten Gürlek, iki kurumun aynı devlet yapısının birbirini tamamlayan unsurları olduğunu kaydetti.
“Ankara’da imzalanan protokol ilçede karşılık bulmalı”
Adalet ve İçişleri Bakanlıklarının ortak eylem planları üzerinden çalışmalar yürüttüğünü anlatan Gürlek, birçok operasyonun iki bakanlığın koordinasyonuyla gerçekleştirildiğini söyledi.
Gürlek, merkezi düzeydeki iş birliğinin taşradaki uygulamasında kaymakamlara önemli görevler düştüğünü belirterek, “Ankara’da imzalanan bir protokol, ilçede karşılığını bulmuyorsa o protokol yalnızca bir kağıttır. Yani adliye ile idare bir uyum içerisinde olduğu zaman başarı gelir” dedi.
“Adalet, devletin vatandaşına verdiği sözdür”
Adalet hizmetlerinin yalnızca mahkeme binaları, dosyalar ve duruşma salonlarından ibaret olmadığını vurgulayan Gürlek, adaletin vatandaş ile devlet arasındaki güven ilişkisinin temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti.
“Adalet yalnızca bir görev, bir işleyiş meselesi değil, aynı zamanda vatandaşa verilen vaatler zinciridir” diyen Gürlek, bu zincirin herhangi bir halkasında kopma yaşanmaması gerektiğini söyledi.
Devlet hizmetlerinde yaşanabilecek gecikmelerin telafi edilebileceğini ancak vatandaşın devlete duyduğu güvenin zedelenmesinin daha ağır sonuçlar doğurabileceğini belirten Gürlek, “Bir insanın devletine olan güvenini kaybettiği an, o güveni geri kazanmak yıllar sürebilir” değerlendirmesinde bulundu.
Adalete erişim vurgusu
Gürlek, adalet anlayışlarının erişilebilirlik, makullük ve insan onuru olmak üzere üç temel üzerine kurulduğunu belirtti.
Adli yardım, mağdur hizmetleri, dijital adalet altyapısı, e-Duruşma ve UYAP gibi uygulamaların vatandaşın adalete erişimini kolaylaştırmayı amaçladığını söyleyen Gürlek, adaletin yalnızca maddi imkanları veya zamanı olan kişiler için ulaşılabilir olmaması gerektiğini ifade etti.
Bakan Gürlek, “Adalet sadece hakkını arayacak vakti, parası ve cesareti olanlara açıksa adalet değildir” dedi.
“Denge, bu mesleğin en zor sanatıdır”
Adaletin sağlanmasında hızlı karar vermek kadar doğru ve hakkaniyetli karar vermenin de önemli olduğunu belirten Gürlek, yargı süreçlerinde denge unsuruna dikkat çekti.
Gürlek, geciken adaletin sorun oluşturduğunu ancak yeterince araştırılmadan ve aceleyle verilen kararların da adaletin sağlanmasına hizmet etmeyeceğini belirterek, “Denge, bu mesleğin en zor sanatıdır” ifadelerini kullandı.
“Devlet en çok yetki kullandığı anda dikkatli olmalı”
İnsan onurunun adalet politikalarının merkezinde bulunması gerektiğini vurgulayan Gürlek, kamu gücünü kullanan makamların büyük bir sorumluluk taşıdığını söyledi.
Kaymakam adaylarının ilerleyen dönemde önemli yetkiler kullanacağını hatırlatan Gürlek, özgürlükleri kısıtlama yetkisinin devletin elindeki en ağır sorumluluklardan biri olduğunu belirterek, “Devlet en çok yetki kullandığı anda en dikkatli olmak zorundadır” dedi.
“İhbar güvene bağlıdır”
Kolluk kuvvetleri ile vatandaş arasındaki güven ilişkisinin kamu güvenliği açısından kritik öneme sahip olduğunu belirten Gürlek, kaymakamların ilçelerindeki kolluk uygulamalarını yakından takip etmesi gerektiğini söyledi.
Gürlek, kolluğun vatandaşa yaklaşımının ilçedeki en önemli performans göstergelerinden biri olduğunu ifade ederek, güven duygusunun suçla mücadelede doğrudan etkili olduğunu belirtti.
Vatandaşın güvenmediği bir kuruma suç veya şiddet olaylarını bildirmekten çekinebileceğini söyleyen Gürlek, “Suç örgütünü haber vermez, kadına yönelik şiddeti bildirmez, aile çocuğunun kimlerle görüştüğüne ilişkin endişesini paylaşmaz. Bu nedenle kolluk-vatandaş arasındaki güven ilişkisi doğrudan doğruya bir güvenlik kapasitesidir” dedi.
“Mühürle attığınız imza devletindir”
Kaymakam adaylarına kamu görevindeki yetki ve vicdan sorumluluğunu da hatırlatan Bakan Gürlek, kaymakamlık makamının taşıdığı sembolik ve hukuki sorumluluğa dikkat çekti.
Gürlek, kaymakamlara verilecek mührün kişisel değil, devlet adına kullanılan bir yetkiyi temsil ettiğini belirterek, hukuk devletinin günlük kamu uygulamalarında hayat bulduğunu söyledi.
“Yarın size bir mühür verilecek. O mühür, üzerinde adınız yazmayan tek imzadır. Çünkü o mühürle attığınız imza sizin değil, devletindir” diyen Gürlek, kaymakamlık görevinin ağır ve şerefli bir sorumluluk olduğunu vurguladı.
Bakan Gürlek, konuşmasının sonunda kaymakam adaylarına görevlerinde başarılar dilerken, genç kaymakam adaylarıyla bir araya gelmesine vesile olan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye teşekkür etti.
Yorumlar (0)