ATSO’nun temsil gücü, belediye yönetimindeki belirsizlik, vergi yükü, inşaat faaliyetindeki düşüş ve savaşın turizme etkisi Antalya iş dünyasını aynı anda zorluyor. CGHA HABER AJANSI’nın kurucusu Çağdaş Genç’e göre kent, yatırımın neden yavaşladığını ve imar kararlarının kimin yararına alındığını artık açıkça sorgulamalı.
ATSO’nun önündeki sınav: açıklama değil, sonuç
ATSO Başkanı Ali Bahar’ın 2024’te hayatını kaybetmesinin ardından yönetim kurulu Yusuf Hacısüleyman’ı başkan seçti. Dolayısıyla ATSO uzun süre başkan vekilliğiyle yönetilmedi. Antalya iş dünyasının bugün tartışması gereken, yönetim boşluğu değil; odanın üyelerin finansman, maliyet ve yatırım sorunlarına ne ölçüde çözüm üretebildiği.
ATSO Başkanı Hacısüleyman kısa vadeli finansmana erişimi işletmelerin temel ihtiyaçlarından biri olarak açıkladı ve ekonomik öngörülebilirliğin önemini vurguladı. Ancak sorunları dile getirmek, işletmelerin üzerindeki baskıyı tek başına azaltmıyor. Çağdaş Genç, ATSO’nun üyeleri adına daha güçlü bir tutum alması ve çalışmalarını ölçülebilir sonuçlarla ortaya koyması gerektiğini belirtiyor.

18 Ekim’de yapılan ATSO seçimlerinde yeni dönem meslek komiteleri ve meclis üyeleri belirlendi. Kesin olmayan sonuçlarda Berkay Bahar’ın mavi listesi en fazla meslek grubunda öne çıktı. Yeni dönemde ATSO yönetiminin başarısı, seçim vaatlerinden çok Antalya’daki işletmelerin sorunlarına vereceği yanıtlarla ölçülecek.
Antalya’da inşaat faaliyetindeki gerileme yatırım kaygısını artırıyor
TÜİK verilerine göre Antalya’da 2025’te yapı kullanma izin belgesi alan daire sayısı, 2024’teki 45 bin 7’den 32 bin 889’a geriledi. İzin verilen toplam yapı alanı da 6 milyon 966 bin metrekareden 4 milyon 931 bin metrekareye düştü. Veriler, 2024’teki yüksek seviyenin ardından tamamlanan yapı faaliyetinde belirgin bir gerilemeye işaret ediyor.
Şirket kuruluşları ise daha karmaşık bir tablo ortaya koyuyor. Antalya’da 2024’te 5 bin 497 yeni şirket kuruldu; bu sayı önceki yıla göre yüzde 14,7 azalırken kapanan şirket sayısı 2 bin 782’ye yükseldi. 2026’nın ilk sekiz ayında ise kentte 3 bin 197 şirket kuruldu ve Antalya kuruluş sayısında Türkiye dördüncüsü oldu. Yeni şirketler kuruluyor; ancak kuruluş sayısı tek başına bu işletmelerin ne kadar yatırım yaptığını, istihdam sağladığını veya faaliyetini sürdürebildiğini göstermiyor.
Çağdaş Genç’e göre Antalya’nın ihtiyacı yalnızca yeni şirket kuruluşlarını artırmak değil, bu şirketlerin büyüyebileceği bir ortam oluşturmak. Finansmana erişimin zorlaştığı, maliyetlerin öngörülemediği ve talebin dalgalandığı bir piyasada girişimciden uzun vadeli yatırım beklemek gerçekçi değil. Kent, açılan şirketleri sayarken kapanan işletmeleri, yaratılan istihdamı ve yatırımların devamlılığını da takip etmeli.
Antalya’daki imar kararları rant tartışmalarını büyütüyor
Antalya’da kıyı alanları ve falezlere yakın arazilerle ilgili planlar, kamu yararı ile ticari kullanım arasındaki gerilimi yeniden gündeme taşıyor. Konyaaltı sahil bandı planı, mahkeme kararının ardından yeniden mecliste ele alındı. Askı sürecindeki itirazlarda ticari kullanımların ve yapılaşma yoğunluğunun arttığı, sahilin kamusal niteliğinin zayıflayabileceği savunuldu.
Şirinyalı’daki falez bandına yakın 12718 ada 1 parsel de yıllardır süren imar tartışmalarının konusu. Arazi daha önce satışa çıkarıldı; plana ilişkin mahkeme kararları ve Danıştay süreci sonrasında imar durumunun yeniden ele alınması gündeme geldi. Yeni düzenlemede yapılaşma koşullarının nasıl şekilleneceğinin belirsiz kalması, çevre ve kamusal kullanım konusundaki soruları artırıyor.

Antalya Müzesi yakınındaki denize sıfır kamu arazisinin satışa çıkarılması da kentte tepkiye yol açtı. Karayolları Genel Müdürlüğü’ne ait 8 bin 693 metrekarelik arazi için başlatılan satış sürecinin ardından Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, alanın kamu mülkiyetinde kalacağını ve otel yapılmayacağını açıkladı. Satış kararının tartışma yaratması ve ardından geri çekilmesi, kıyı alanlarının geleceğine ilişkin kaygıları yeniden büyüttü.
Çağdaş Genç, Antalya’daki rant tartışmalarının siyasi polemiklerle geçiştirilemeyeceğini belirtiyor. Her plan değişikliğinde kamuoyunun yanıt beklediği sorular aynı: Kimin kazancı artıyor, kamuya ne kalıyor, kıyı alanları halkın kullanımına açık tutuluyor mu? Planların mahkemelere taşınması ve tekrar tekrar değiştirilmesi, hem kent sakinlerinin hem de yatırımcıların önünü görmesini zorlaştırıyor.
Vergi yükü ve maliyetler yeni yatırımları erteliyor
Vergi düzenlemeleri işletmeleri yalnızca ödenecek tutar üzerinden değil, tahsilat takvimi üzerinden de etkiliyor. ATSO Başkanı Hacısüleyman, 2025’te Meclis komisyonunda görüşülen torba yasa teklifindeki bazı maddelerin vergi tahsilatını öne çekerek işletmelerin nakit akışına yük getirebileceğini söylemişti. Turizm işletme belgesi harçları ve işveren primlerine ilişkin düzenlemeler de iş dünyasının itiraz ettiği başlıklar arasındaydı.
İşletmelerin kazancı aynı hızda artmazken ödeme takviminin öne çekilmesi, yeni yatırım için kullanabilecekleri kaynağı daraltıyor. Yüksek finansman maliyeti ve girdi giderleri de bu baskıya eklenince şirketler personel alımını, kapasite artışını ve yeni projeleri erteleyebiliyor. Genç’e göre mali politikalar, yalnızca tahsilat hedefleriyle değil, üretim ve istihdam üzerindeki etkileriyle de değerlendirilmek zorunda.
Savaş turizmde talebi ve kârlılığı düşürüyor
Ortadoğu’daki çatışmalar, Antalya’ya turist gönderen pazarlardaki talebi ve otellerin sezon planlarını etkiledi. 2026’da rezervasyon iptalleri ve talepte yavaşlama yaşandığı, Antalya’daki bazı otellerin sezon açılışını ertelediği bildirildi. Sektör temsilcileri maliyet artışlarının da işletmelerin kârlılığını düşürdüğünü açıkladı.
Financial Times’ın aktardığı verilere göre Antalya’da ağustos-ekim dönemindeki konaklama fiyatları geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 5 geriledi. Türkiye’ye gelen ziyaretçi sayısında da 2026’nın ilk yarısında düşüş kaydedildi. Talebi korumak için yapılan indirimler doluluğu desteklese bile otellerin kâr marjını daraltıyor; bu baskı tedarikçiden çalışana kadar turizm zincirinin tamamına yayılıyor.
Çağdaş Genç: Antalya’nın sorunları daha fazla ertelenemez
Yatırım ve inşaat faaliyetindeki gerileme, işletmelerin ayakta kalma mücadelesi, imar tartışmaları ve turizmdeki talep kaybı birbirinden kopuk değil. Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, belediyeye yönelik soruşturma kapsamında tutuklu bulunuyor ve görevinden uzaklaştırılmış durumda. Eylül 2026’da görülen duruşmada mahkeme tutukluluğunun devamına karar verdi; yargılama sürüyor.
Çağdaş Genç’e göre Antalya iş dünyası, kurumların toplantı ve açıklamalarından daha fazlasını bekliyor. ATSO’nun üyelerin sorunlarını daha güçlü biçimde gündeme taşıması, belediyelerin imar ve kamu arazisi kararlarını şeffaflaştırması, merkezi yönetimin ise vergi ve maliyet düzenlemelerinde işletmelerin yatırım gücünü gözetmesi gerekiyor.
Antalya’nın ekonomik büyüklüğü, kentte yatırım yapılabildiği ve işletmeler ayakta kalabildiği ölçüde anlam taşıyor. Yeni projeler erteleniyor, tamamlanan yapı faaliyeti geriliyor, imar kararları tartışmalardan çıkmıyor ve turizm işletmeleri sezonu kurtarmak için fiyat kırıyorsa, sorumluluk yalnızca piyasa koşullarına yüklenemez. Antalya’da karar alan kurumların da bu tablonun hesabını vermesi gerekiyor.
Yorumlar (0)